Sağlık Bilimleri Fakültesi - sbf@gelisim.edu.tr
Memnuniyet ve Önerileriniz için   İGÜMER
 Sağlık Bilimleri Fakültesi - sbf@gelisim.edu.tr


 Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası’nda Erişilebilirliği Yeniden Düşünmek

Her yıl 7–14 Ocak tarihleri arasında anılan Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası, görme engelli bireylerin bağımsız yaşam hakkına ve toplumsal yaşama eşit katılımına dikkat çekmektedir. Haftanın odağında, bir sembolden çok daha fazlası vardır: beyaz baston, güvenli hareket ve bağımsızlığın görünür bir ifadesidir.

Beyaz bastonun hikâyesi: Bağımsızlığın sembolü

Beyaz bastonun simgesel yolculuğu, kaynaklarda 1921’de Londra’da görme yetisini kaybeden bir fotoğrafçının, çevresinin onu fark edebilmesi için bastonunu beyaza boyamasıyla ilişkilendiriliyor. Sonrasında bu yaklaşımın özellikle 1930’lardan itibaren daha geniş bir kabul gördüğü aktarılıyor. Bugün beyaz baston, “yardım” çağrısından önce hak temelli bir mesaj taşıyor: “Ben buradayım ve bağımsız hareket ediyorum.”

Erişilebilirlik: Küçük düzenlemeler, büyük güvenlik

Yardım etmek değil; erişilebilir tasarlamak. Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası, “iyi niyet”in ötesinde hak temelli bir bakışı gündeme getiriyor. Görme engelli bireyler için erişilebilirlik; kaldırımların sürekliliği, yaya geçitlerinin güvenliği, yön bulmayı kolaylaştıran dokunsal yüzeyler ve bilgilendirme sistemleri gibi çok katmanlı unsurları kapsıyor.

Kısa bir an: Aynı kampüs, farklı bir rota

Dersin başlayacağı saat yaklaşıyor. Kalabalık bir koridordan geçip bir duyuru panosuna yöneliyorsunuz. Siz, afişe bir bakış atıp tarihi ve salonu hemen görüyorsunuz. Yanınızdaki kişi ise panonun önünde birkaç saniye duruyor; sonra başını çevirip “Bu afişte ne yazıyor?” diye soruyor. Biraz ileride, bir yön tabelası var. Siz, okları takip ederek doğru kapıya rahatça ulaşıyorsunuz. O ise aynı noktada daha yavaş ilerliyor; çünkü tabelanın yazdığı bilgi “orada” ama ona ulaşmıyor. Aynı mekândasınız. Aynı zamandasınız. Fakat bilgi, herkese eşit şekilde akmıyor.

Bir dakikalık empati deneyi: Bugün bunu deneyin

Gün içinde kısa bir an ayırıp şu küçük deneyi yapmayı deneyebilirsiniz:
  • Bir duyuruyu ya da etkinlik afişini, görsele bakmadan yalnızca metin olarak düşünün: “Burada ne yazıyor, nasıl anlaşılır?”

  • Kalabalık bir alanda yönlendirme tabelaları olmasa, yalnızca ses ve dokunma ipuçlarıyla hedefinize ulaşmak ne kadar sürerdi?

Bu küçük denemeler, erişilebilirliğin yalnızca “fiziksel düzenleme” değil; bilgiye eşit erişim ve bağımsızlık meselesi olduğunu daha görünür kılar.

Bu hafta için öneri: Bir hikâye izleyin, bakışınızı değiştirin

Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası, çoğu zaman farketmeden “normal” kabul ettiğimiz şeyleri yeniden düşünmemizi ister. Bir yere tek başına gidebilmek, yön bulmak, karar verebilmek, kimseye bağımlı hissetmeden hayatı sürdürebilmek… Ray (2004) tam da bu yüzden bu haftaya yakışan bir film. Ray Charles’ın yaşam öyküsü üzerinden, görme kaybının bir insanı hayattan “koparmadığını”; aksine yaşamın ritmini, ilişkileri ve mücadele biçimini yeniden kurmayı gerektirdiğini gösteriyor. Film izlerken şunu daha iyi fark ediyorsunuz: Mesele “yardım edilmesi gereken biri” olmak değil. Asıl mesele, bağımsızlığın önündeki engellerin kaldırılması: erişilebilir ortam, doğru tutum ve önyargısız yaklaşım. Bu hafta Ray’i izlemek, beyaz bastonu bir sembol olarak değil; günlük hayatın içindeki bağımsızlık mücadelesi olarak görmeye yardımcı olabilir. Not: Film bazı sahnelerinde yetişkin izleyici hassasiyeti gerektirebilecek temalar içerebilir.

İyi uygulama örnekleri: Yapılınca gerçekten oluyor

Erişilebilirliği destekleyen uygulamalar, “teori”yi hızla “gündelik hayata” çevirebiliyor. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Yönetim Merkezi’nin paylaştığı bilgilendirmelerde; sinyalize kavşaklarda kullanılan erişilebilir yaya butonu/engelli yaya sistemi ile yayaların yaya ışığına ilişkin durumdan sesli ve görsel olarak haberdar edilmesinin hedeflendiği aktarılıyor. Kampüs yaşamında da erişilebilirliği güçlendiren adımlar öne çıkıyor. Koç Üniversitesi’nin Engelsiz Öğrenci Birimi sayfasında; kampüs içinde ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla kılavuz çizgiler oluşturulduğu ve binalardaki asansörlerin sesli yönlendirme sistemi kapsamında olduğu belirtiliyor. Dünyadan bir örnek olarak Toronto Belediyesi, Accessible Pedestrian Signals (APS) uygulamasına ilişkin sayfasında; 26 Mayıs 2023 itibarıyla 1.219 sinyalize kavşağın APS ile donatıldığını ve her yıl belirli sayıda kavşağın APS ile güncellendiğini kamuoyuyla paylaşıyor. Bu tür veriler, erişilebilirliğin “tek seferlik” değil, planlı ve sürdürülebilir bir şehircilik yaklaşımı olduğunu gösteriyor.

Hatırlatma: Erişilebilirlik dijital dünyada da başlar

Erişilebilirlik çoğu zaman fiziksel düzenlemelerle birlikte anılsa da, bugün bilgiye ulaşmanın önemli bir kısmı web siteleri, duyurular, PDF’ler ve sosyal medya üzerinden gerçekleşiyor. Bu içerikler görme engelli kullanıcıların ekran okuyucu ile takip edebileceği şekilde hazırlanmadığında, bilgi “orada” olsa bile erişilemez hâle gelebiliyor. Dijital erişilebilirliği güçlendirmek için görsellere kısa ama açıklayıcı alt metin eklemek, taranmış görsel PDF’ler yerine metin seçilebilen ve başlıkları tanımlı dokümanlar kullanmak, metni başlık–alt başlık düzeniyle ve okunabilir paragraflarla sunmak, bağlantıları “tıklayın” yerine içeriği tarif eden ifadelerle vermek ve tasarımlarda kontrast/okunabilirliği gözetmek önemli adımlar arasında yer alıyor. Küçük görünen bu düzenlemeler, görme engelli bireylerin bilgiye başkasına ihtiyaç duymadan erişebilmesini kolaylaştırıyor ve dijital dünyada da bağımsızlığı destekliyor. Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası, yalnızca bir takvim notu değil; günlük hayatın her alanında erişilebilirliği yeniden düşünmeye davet eden bir hatırlatmadır. Güvenle yürümek, bilgiye kendi başına ulaşmak ve toplumsal yaşama eşit katılmak herkesin hakkıdır. Farkındalığı yıl boyu sürecek alışkanlıklara dönüştürmek ise hepimizin ortak sorumluluğu…
SDG Resmi SDG Resmi SDG Resmi


Haberler Tüm Haberler