Sağlık Bilimleri Fakültesi - sbf@gelisim.edu.tr
Memnuniyet ve Önerileriniz için   İGÜMER
 Sağlık Bilimleri Fakültesi - sbf@gelisim.edu.tr

Beslenme ve Diyetetik (İngilizce)








 4 Şubat Dünya Kanser Günü: Kanserden Korunmada Beslenmenin Önemi


İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Öykü Aydın, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında kanserin önlenmesinde beslenme ve yaşam tarzına bağlı risk etmenlerine ilişkin açıklamalarda bulunarak, sağlıklı beslenmenin koruyucu halk sağlığı yaklaşımı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.


Dünya Kanser günü ilk olarak 2005 yılında Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından düzenlenmiştir. Bu kapsamda her yıl 4 Şubat tarihinde, UICC ve iş birliğindeki kuruluşlarla birlikte küresel düzeyde çeşitli kampanyalar yürütülmektedir. 4 Şubat Dünya Kanser Günü, kanserle ilgili farkındalık ve eğitimi güçlendirmeyi; aynı zamanda dünyanın dört bir yanında hem hükümetleri hem de bireyleri bu hastalıkla mücadele için harekete geçirmeyi hedefleyerek her yıl önlenebilir milyonlarca ölümün önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
 
Kanser, dünyada ve ülkemizde önde gelen ölüm nedenlerinden biri olup vakaların önemli bir bölümü yaşam tarzı ve beslenme ile ilişkili risk etmenlerinden kaynaklanmaktadır. Tütün kullanımı, fazla kilo, yetersiz sebze-meyve tüketimi, fiziksel hareketsizlik ve alkol kullanımı başlıca risk faktörleri arasında yer almakta; hastalığın büyük ölçüde önlenebilir olması ise sağlıklı beslenme ve yaşam tarzına dayalı koruyucu halk sağlığı yaklaşımlarının önemini artırmaktadır.

Kanser Gelişimini Uyaran Beslenme Faktörleri Nelerdir?

Diyet yağ alımının önerilen düzeylerin üzerine çıkması, vücut yağ oranının artmasına ve hormon dengesinin bozulmasına yol açarak hormona duyarlı kanser türlerinin oluşum riskini artırabilmektedir.
Hayvansal protein kaynaklarının, özellikle doymuş yağ içeriği yüksek ve işlenmiş etlerin aşırı tüketimi de kanser riskini artıran etmenler arasında yer almaktadır.

Rafine şekerden zengin, glisemik indeksi ve glisemik yükü yüksek karbonhidratların fazla tüketimi; insülin dengesini bozarak, obezite riskini artırarak ve hücre çoğalmasını uyararak kanser gelişimini kolaylaştırabilmektedir.

Yüksek sıcaklıkta kızartma, mangalda pişirme ve yoğun ızgara uygulamaları sırasında karsinojenik bileşikler oluşabilmektedir. Bu bileşikler, gıdanın doğrudan alev veya dumana maruz kalması, yağların yanması ya da nişastalı besinlerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Tarımda yaygın olarak kullanılan pestisitler, çevrede kalıcı olabilmekte ve besin zinciri yoluyla insana ulaşarak kanser riskini artırabilmektedir. Gıda katkı maddeleri ise yasal sınırlar içinde kullanılsa da özellikle nitrat türevi bileşikleri içeren işlenmiş ürünlerin uzun süreli tüketimi kanserle ilişkilendirilmektedir. Aflatoksinler bazı tahıl, kuruyemiş ve baharatlarda gelişen küfler tarafından üretilen toksinlerdir ve kanser riskini artırır. Ağır metaller besin, su ve hava yoluyla vücutta birikerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Alkol tüketimi de miktara bağlı olarak kanser riskini artıran önemli bir faktördür.
 
Kanserden Korunmak için Sağlıklı Beslenme Modeli Nasıl Olmalıdır?

Kanserden korunmaya yönelik sağlıklı beslenme modelinin temelini, kronik hastalıkların önlenmesinde de güçlü kanıtlarla desteklenen Akdeniz diyet modeli oluşturmaktadır. Bu model; işlenmemiş gıdalar, meyveler ve sebzeler, zeytinyağı, kuru baklagiller, tam tahıllar ve kuruyemişlere odaklanan bir beslenme düzenini esas almaktadır.

Eklenen şekerlerin sınırlandırılması, rafine tahıllar yerine tam tahılların tercih edilmesi ve öğünlerin önemli bir bölümünün nişastasız sebzeler ile farklı renklerde meyvelerden oluşması önerilmektedir.

Sebze ve meyveler; posa, vitaminler, mineraller ve biyoaktif bileşenler açısından zengin içerikleriyle kanser riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır.

Yağ tüketiminde doymuş yağlar yerine zeytinyağı ve omega-3 yağ asitlerinden zengin besinlerin tercih edilmesi, kırmızı ve özellikle işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılarak balık, tavuk ve bitkisel protein kaynaklarına yönelinmesi sağlıklı bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir.

Ayrıca kızartma ve ızgara gibi yöntemler yerine haşlama veya fırında pişirme tekniklerinin kullanılması, kanserden korunmaya yönelik beslenme stratejileri arasında yer almaktadır.