Sağlık Bilimleri Fakültesi

Hemşirelik








 “Anmaktan Anlamaya: Atatürk’ün İzinde’’ Anma Programı Gerçekleşti


Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikalinin 84. yıldönümünde İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik (Türkçe- İngilizce) Bölümü, Gerontoloji Bölümü, Ortez-Protez Bölümü, Hemşirelik Kulübü ve Müzik Kulübü tarafından düzenlenen “Anmaktan Anlamaya: Atatürk’ün İzinde’’ anma programı Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonunda gerçekleşti.


Saat 09:05’te saygı duruşunda bulunulması ve ardından İstiklal Marşının okunması ile başlayan program, İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcımız Dr. Öğr. Üyesi A. Yüksel BARUT’un günün anlam ve önemini belirten konuşması ile devam etmiştir.

Dr. Öğr. Üyesi A. Yüksel BARUT konuşmalarında; “Atatürk aslında öğretmen değil, dünyada “Başöğretmen” olarak kabul gören tek liderdi. Bir geometri kitabı yazmıştı. “Üçgen, açı, dikdörtgen …” gibi tam 48 geometri teriminin Türkçe isim babasıydı. Bu yönüyle de Mustafa Kemal, gerçekten bir öğretmendi.

En büyük düşü bir dünya turuna çıkmak, Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmekti. Çok çalışkandı. Onun için çalışma saati diye bir şey yoktu. Yapacağı işi bitirinceye kadar uyumadan, dinlenmeden, yemek yemeden çalışırdı. Uykunun dostu değildi. Zaman zaman geçirdiği kısa hastalıklar bir yana, sabah güneşini görmeden yatağına girmez ve uyumazdı. Uykuda geçirdiği zamana acırdı. Başladığı kitabı çok sevmişse onu bitirmeden uyumazdı. Binlerce kitabı vardı; ama bunlardan birini, Reşat Nuri Güntekin'in "Çalıkuşu" romanını cephede bile başucundan ayırmazdı.

Giyimiyle ve ev düzeniyle yakından ilgilenirdi. Gömleklerinin hepsi beyazdı, başka renk gömlek giymezdi. Lacivert kıyafeti hiç sevmezdi. Çok şık giyinirdi. Takım elbiselerinin modellerini hep kendisi çizerdi.

Sportmen bir kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider, kürek çeker ve tavla oynardı. Kısacası spor yapmayı çok severdi. Değişik bir insandı. Alçakgönüllüydü; ama hiç de uysal değildi, sertti. Yaşamı zor olaylarla geçmişti.

Ankara'da, sıkça ve gizlice, Çiftlik arazisi içinde olan Söğütözü'nde bir kulübeye kapanır, ömründe en sevdiği kadın olan annesi için saatlerce Kur’an okurdu. İnsanüstü değildi Atatürk; güzel insandı, tam insandı, büyük insandı. Onun büyüklüğünü yalnız biz değil, tüm dünya ulusları kabul etmişti. Kimi uluslar dünyanın tarihini değiştirdiğini, kimileri ise yüzyılın yetiştirdiği en büyük adam olduğunu belirtmişlerdi.

Sofrasında oturup da düşüncelerini söylemeyen insanları cesaretli olarak görmez, üstelik söylemeyenlere çok kızardı. Bir şeye karar vermeden önce herkesin düşüncesini alırdı.

Her insan gibi Mustafa Kemal’de ölümlüydü. Tanrı O’nu da zamanı gelince alacaktı. Öyle de oldu, 1938 yılının 10 Kasım günü bu güzel insan aramızdan ayrıldı. Kimi uluslar bunu derinliği ölçülemez büyük bir kayıp, büyük bir acı olarak gördü. Kimileri onun ölümünden sonra dünyayı eskisi kadar enteresan bulmadı. Kimileri ise Doğu’nun Ata’sının kaybolduğunu, bir güneşin battığını söyledi.

İşte o gün İstanbul Üniversitesinde de saat dokuzu beş geçenin o uğursuz haberi duyuldu. Hukuk Fakültesinde çalışan bir Alman profesör ağlayan, üzülen öğrencilerin durumunu gördü ve çok şaşırdı.

Derse girsin mi, girmesin mi bir türlü karar veremedi. Durumu anlatmak ve bilgi almak için rektörün yanına gitti. Ona:

-Efendim, ne yapacağımı bilemiyorum. Kararsızım. Derslere girmeli miyim acaba? diye sordu.

Rektör:
-Sizde böyle büyük bir adam ölünce ne yapılıyorsa onu yapın, yanıtını verdi.

İşte o zaman Alman profesör, kollarını iki yana sarkıtarak:
 -Efendim, bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki... dedi.

Bireyler, anıldıkça yaşamaya devam ederler, isimleri son kez anıldığında ölürler. Onun için Mustafa Kemal Atatürk’ü her gün anıyoruz…’’ ifadelerini kullandı.

Hemşirelik Bölümü öğrencilerinden Hasan Emre ALUÇ, Pelin AKTAN, Ceren BAKAR, Ferhat GÜNER, Duygu KURT, Sunay ORAL ve Hakan SAKALLI’nın hazırladığı oratoryo gösterisinde, Atamızın anıları katılımcılarla paylaşılmış ve “Gördüğünüz üzere Türk gençliği Atasının anılarını unutmuyor ve ilelebet unutturmayacak.” sözleriyle performanslarını sonlandırmışlardır.

Anma programı Hemşirelik Bölümü öğrencisi Mehmet Şeyhmus ERDEVE’nin şiir dinletisi ile devam etmiştir. Ardından öğrencilerimiz Beste ÇAYLAK ve Arman GÖRHAN’ın hazırladığı zeybek gösterisi sonrasında İGÜ Müzik Kulübü tarafından Atatürk’ün sevdiği şarkılar söylemiştir. Dekan Yardımcımız Dr. Öğr. Üyesi A. Yüksel BARUT’un anma programında emeği geçenlere teşekkür ettiği kapanış konuşması ile etkinlik sonlandırılmıştır.

 Galeri