SBF Dekanı Prof. Dr. Rıfat Mutuş İle Aşı ve Aşılanma Üzerine

SBF Dekanı Prof. Dr. Rıfat Mutuş İle Aşı ve Aşılanma Üzerine

31.08.2021 Sal 10:04

İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rıfat Mutuş'un aşı ve aşılanmanın tarihsel süreci ve önemine dair genel bilgilendirme yazısını içerir.

SBF Dekanı Prof. Dr. Rıfat Mutuş
1717-1718’de İstanbul’da İngiliz Elçiliği yapan Edward Wortley Montagu’nun eşi Lady Mary Wortley Montagu, Türkiye’de yaşadığı dönemde yazdığı mektuplarda sadece buradaki seyahatine ilişkin değil, İstanbul’daki toplumsal- sosyal- kültürel hayata ve sağlığa ilişkin  de çok önemli  bilgiler aktarmaktaydı. Lady Montagu, İstanbul’da Çiçek hastalığı geçirmiş ve İngiltere’de henüz bulunmayan Çiçek aşısının İstanbul’da yaygın bir şekilde kullanıldığını ve 2 çocuğunu İstanbul’da  aşıladığını ifade ediyordu.  

Montagu, ülkesine yazdığı mektupta İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir şey” (varilasyon metodu) yapıldığını şaşkınlık ve sevinç içerisinde şu şekilde bildiriyordu: “Bizde çok yaygın ve zalimane bir hastalık olan çiçek hastalığını, burada, keşfettikleri bir aşı ile önlüyorlar. Aşılanma için en uygun zaman sıcakların sonu, sonbaharın başlangıcı. Ceviz kabuğu içine doldurulmuş çiçek hastalığı aşısını açılması istenen damarı büyük bir iğne ile açtıktan ve iğnenin ucu kadar aşıyı buraya koyduktan sonra yarayı bağlıyor ve üzerine bir ceviz kabuğu yapıştırıyorlar. Bütün bu ameliyat sırasında en küçük bir acı hissedilmiyor. Aynı şeyi dört beş damara daha yapıyorlar. Aşı için vücudun kapalı yerleri seçiliyor. Aşılanan çocuklar sekiz gün kadar tutuluyorlar. İki gün, üç gün yatakta yatıyorlar. Yüzlerinde yirmi otuz sivilce çıkıyor. Fakat sekiz gün içinde hiç hastalığa tutulmamış gibi oluyorlar. Açılan yaralardan çiçeğin zehri dışarı atılıyor, hastalığın başka taraflara yayılması önlenmiş oluyor.” Lady Mary Montagu mektubunun sonunda ise İngiltere’de bu yöntemin öğrenilmesinin nedenini şöyle açıklıyordu: “Vatanımı çok sevdiğim için aşının oraya da girmesini çok istedim.”  Aradan geçen 150-200 yıl sonrasında ise Fransız mikrobiyolog ve kimyager Louis Pasteur, geliştirdiği kuduz aşısını 6 Temmuz 1885'de bir köpek tarafından ısırılmış 9 yaşındaki Joseph Meister'a uygulayarak çocuğun ve daha sonra birçok kişinin hayatını kurtarmıştı.  Cumhuriyetin ilanı sonrası Türkiye’de ise Sağlık Bakanı olan Dr. Refik Saydam da 1937 yılına kadar süren Bakanlığı sürecinde, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nu (1930) çıkarmış ve 27 Mayıs 1928 tarihinde Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün kurulmasına öncülük etmiş ve 1947 yılında Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı bünyesinde Biyolojik Kontrol Laboratuvarı kurulmuş ayrıca bir aşı istasyonu hizmete açılmıştı. Bu birkaç örnekten de anlaşılacağı üzere insanlık, uzun zaman boyunca bulaşıcı hastalıklar ile uğraşmış, sterilizasyon ile mikropların öldürülmesi ve aşıların bulunması ile tıpta çok önemli yollar kat edilmişti.

Yani tarih boyunca aşılar, insanlığın salgın hastalıklarla başarılı bir şekilde mücadele etmesini sağlamış - hatta bazılarını tarihten silmişti.  Dolayısıyla aşılama ile çok sayıda çocuğun yaşamı kurtulmuş, birçok hastalık önlenmiş ve ortalama yaşam süresi uzamıştı.  Yeni tip corona virüse (Covid-19) karşı geliştirilen aşılar da, tarih boyunca geliştirilen diğer tüm aşılardan daha yüksek teknolojiye ve bilgi birikimine dayanmaktadır. Ayrıca yapılan klinik deneyler, çeşitli yaş ve etnik grupları içeren 10 binlerce kişi üzerinde yapılan değerlendirmelerde de sonuçların etkili olduğunu ve daha önceki aşılar içinde en güvenli olan aşılardan biri olduğunu göstermektedir.
Sağlık Bilimleri Fakültesi bülten ekibi olarak biz de aşı, aşılama ve yüz yüze eğitim hakkında bu sayımızda dekanımız Prof. Dr. Rıfat Mutus’un görüşlerine başvurduk.

Prof. Dr. Rıfat Mutuş: “Öğrencilerimizin kendilerini ve sevdiklerini koruması, ekonomik kayıpların en aza indirilmesi ve toplumsal refahın sağlanması için aşı olmalarının bir tercihten ziyade insani bir görev olarak algılamasını, bu sayede eğitimdeki fırsat eşitliğine bir katkı sağlamaları gerektiğini düşünüyorum” şeklinde açıklamada bulundu.  Görüşmenin devamında “2020 yılına COVID-19 olarak adlandırılan hastalığının ağır yükü ile yüzleştik. Pandemi nedeniyle milyonlarca insanı kaybettik. Dünyanın her yanında çocukların eğitimi aksadı, öğrenciler arasındaki fırsat eşitsizlikleri salgın sürecinde daha da görünür hale geldi” dedi. Bu konuda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in açıklamalarına değinen Mutuş, sayın Guterres’in ifade ettiği gibi corona virüs sebebiyle yaklaşık 1 milyar öğrenci okula devam edemedi. Bu durumun devam etmemesi ülkeleri sosyal, ekonomik ve psikolojik açısından etkilemektedir. Dolayısıyla bu durumu önlemenin en önemli yolu şu an için aşı olmaktır”  dedi.
 
Koronavirüs pandemisinin yaşlılar ve kronik hastalar için daha büyük bir risk oluşturduğunu ifade eden Mutuş, genç ve sağlıklı insanların da Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiği vakaların örnekleri hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde mevcut olduğunu söyleyerek gençleri uyardı. Bu konuda: “Gençler hastalığı hafif semptomlarla geçirseler ya da asemptomatik olasalar bile corona virüsü etrafındaki insanlara yayarak savunmasız durumdaki insanlar için büyük bir tehlike oluşturabiliyorlar. Bu nedenle gençlerin de yaşlılar kadar aşı olması toplumdaki sürü bağışıklığının sağlanması için oldukça önemli” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Yüz yüze eğitimin başlayabilmesi için de tüm öğretim üyelerimizin ve öğrencilerimizin sorumluluğu olduğunu ifade eden Mutuş, “Unutmayalım ki önlenebilen bir hastalık olan Covid-19 dan korunmak için aşı olduğunuzda kendinizi ve ailenizi de korursunuz. Sorumluluğunuzda olan kişilerin geleceğini güvence altına almak için şu anda en iyi yöntem aşı olmaktır”  diyerek görüşlerini aktardı.
Bülten ekibi